Primer CNS Lenfoma

Merkezi sinir sisteminden köken alan agresif lenfoma türü

BVS-CD:H01.8
ICD-10:C83.390
Alt:C83.390 - Diffüz büyük B-hücreli lenfoma, MSS tutulumu

AGenel Bakış

Hastalar için hızlı ve anlaşılır bilgiler

Hastalık Nedir?

Primer CNS lenfoması (PCNSL), merkezi sinir sisteminde (beyin, omurilik, gözler) ortaya çıkan ve diğer organlardan beyne yayılmayan nadir bir lenfoma türüdür. Tüm primer beyin tümörlerinin yaklaşık yüzde 3-4'ünü, tüm lenfomaların ise yüzde 1-2'sini oluşturur. Yıllık insidans 100,000'de 0.4-0.5 vaka civarındadır ancak immün yetmezlikli hastalarda bu oran çok daha yüksektir. En sık diffüz büyük B-hücreli lenfoma (DLBCL) alt tipi görülür (vakaların yüzde 95'i), nadiren T-hücreli veya düşük grade lenfomalar da görülebilir. İki ana hasta grubunda karşımıza çıkar: 1) İmmün sistemi baskılanmış hastalar (AIDS özellikle CD4 <50, solid organ nakli, kalp-böbrek-karaciğer nakli, immünosupresif ilaç kullananlar metotreksat-azatiyoprin-siklosporin, konjenital immün yetmezlikler) - genç yaşta daha agresif seyir, EBV (Epstein-Barr virüsü) ilişkili, multipl lezyonlar, 2) İmmün sistemi normal yaşlı bireyler (ortalama 60-65 yaş, aralık 50-75) - daha sık görülen form, erkeklerde hafif daha fazla (1.2:1). İnsidans son 30 yılda 3-4 kat artmıştır (neden bilinmiyor). Tümör genellikle beyin derin bölgelerinde (bazal gangliyonlar, talamus, korpus kallozum, periventriküler beyaz cevher) multipl lezyonlar şeklinde görülür (vakaların yüzde 60-70'inde multipl odak). MR görüntülemede kontrast tutan homojen kitleler tipiktir. Kesin tanı için stereotaktik biyopsi gereklidir ancak KRITIK: Steroid kullanmadan önce biyopsi yapılmalıdır çünkü steroidler lenfomaları hızla eritir ve tanısal materyali yok eder (steroid eritmesi). Cerrahi rezeksiyon YAPILMAZ çünkü kemoterapi ile çok iyi yanıt alınır (kemosensitif tümör). Standart tedavi yüksek doz metotreksat bazlı kemoterapi (≥3 g/m2) + rituximab kombinasyonudur. Modern tedavi rejimleri ile medyan sağkalım 3-5 yıl, 5 yıllık sağkalım yüzde 30-40, bazı hastalarda tam iyileşme mümkündür. Genç hastalarda otolog kök hücre nakli (ASCT) konsolidasyon ile 5 yıllık sağkalım yüzde 60-70'e çıkar. Radyoterapi konsolidasyon veya nüks tedavisinde kullanılır ancak nörotoksisite riski yüksektir. Göz tutulumu (vitröretinal lenfoma) yüzde 10-20 olguda görülür ve oftalmolojik muayene (yarık lamba) şarttır.

Belirtiler

Fokal nörolojik defisitler - hemiparezi, afazi, koordinasyon bozukluğu (yüzde 70 vakada ilk belirti)
Baş ağrısı - kronik, ilerleyici, sabahları daha belirgin, kafa içi basınç artışına bağlı
Kognitif bozukluklar ve konfüzyon - hafıza kaybı, konsantrasyon güçlüğü, kişilik değişiklikleri (frontal lob tutulumu)
Epileptik nöbetler - fokal veya jeneralize nöbetler (vakaların yüzde 20-30'unda)
Görme bozuklukları - bulanık görme, çift görme, görme kaybı (göz tutulumu veya optik yol tutulumu)
Bilinç değişiklikleri ve letarji - aşırı uyku hali, somnolans, stupor (kafa içi basınç artışı)
Ataksi ve denge bozukluğu - yürüme zorluğu, sendeleyen gidiş (serebellar tutulum)
Kranyal sinir felçleri - yüz felci, yutma güçlüğü, konuşma bozukluğu (beyin sapı tutulumu)
Göz floaterleri, kızarıklık ve görme bulanıklığı - vitröretinal lenfoma belirtileri (yüzde 10-20 olguda)
B semptomları - gece terlemeleri, ateş, kilo kaybı (sistemik lenfomadan farklı olarak PCNSL'de nadir görülür)

Tanı Yöntemleri

Tanı süreci mutlaka steroid ÖNCESINDE yapılmalıdır çünkü steroidler (deksametazon) lenfomaları hızla küçültür ve biyopsi yanlış negatif olabilir (steroid eritmesi - lenfoid dokuyu 24-48 saat içinde eritir). Kontrastlı beyin MR en önemli görüntüleme yöntemidir - tipik olarak periventriküler beyaz cevherde, bazal gangliyonlarda, korpus kallosumda, talamusta homojen ve yoğun kontrast tutan lezyon görülür. T1'de izointens-hipointens, T2'de izointens-hiperintens, kontrastta belirgin ve homojen tutulum (solid kitle). Yüzde 60-70'inde multipl odaklar vardır. Nekroz nadirdir (özellikle immünkompetan hastalarda, AIDS ilişkili olgularda daha sık). Kitle etkisi ve ödem glioblastomdan daha az belirgindir. Diffüzyon MR kısıtlanma gösterir (düşük ADC değeri, yüksek hücre yoğunluğu). PET-BT (FDG-PET) ile sistemik tutulum araştırılır - tüm vücut taraması (karaciğer, dalak, lenf nodu, kemik iliği, testis) şarttır çünkü primer CNS'den ayırt etmek gerekir. Sistemik lenf nodu veya organ tutulumu varsa sekonder CNS tutulumu tanısı konur (tedavi farklıdır). Göz muayenesi ve yarık lamba muayenesi ile vitröretinal tutulum araştırılır (yüzde 10-20 olguda, vitröretinal lenfoma - vitre floaterleri, retinal infiltratlar). Lomber ponksiyon (LP) yapılarak BOS analizi yapılır - BOS sitolojisi (atipik lenfositler, sitospin ve flow sitometri duyarlılığı artırır), BOS protein artışı (yüzde 70-80), BOS glukoz düşüklüğü (yüzde 30-40), BOS IL-10/IL-6 oranı >1 PCNSL'ye özgüdür. Kesin tanı için stereotaktik biyopsi veya açık biyopsi gereklidir (doku alınmadan tanı konmaz) - patolojide diffüz büyük B-hücreli lenfoma (DLBCL) tipik bulgudur, yüksek hücre yoğunluğu, pleomorfik nükleuslar, perivaskular patern (kan damarları etrafında infiltrasyon karakteristiktir). İmmünohistokimya ile subtipler belirlenir: CD20+ (B-hücre markeri, yüzde 95), CD79a+, PAX5+, MUM-1+ (aktive B-hücre), BCL-6 değişken, CD10 genellikle negatif, Ki-67 proliferasyon indeksi yüksek (yüzde 80-90). HIV testi mutlaka yapılmalıdır çünkü AIDS ilişkili PCNSL daha agresiftir, EBV pozitif ve farklı tedavi gerektirir. EBV testi (EBER in situ hibridizasyon) yapılır - immünkompetan hastalarda genellikle negatif, AIDS ilişkili olgularda pozitif. Tam kan sayımı, böbrek (serum kreatinin) ve karaciğer fonksiyon testleri tedavi öncesi değerlendirme için gereklidir (yüksek doz metotreksat böbrek ve karaciğer fonksiyonlarına bağlıdır). Kemik iliği biyopsisi sistemik tutulumu dışlamak için yapılabilir ancak rutin değil.

Tedavi Yöntemleri

Primer CNS lenfomasında cerrahi rezeksiyon YAPILMAZ - sadece tanısal biyopsi (stereotaktik veya açık) yapılır çünkü tümör kemoterapiye son derece duyarlıdır (kemosensitif) ve cerrahi rezeksiyon sağkalıma katkı sağlamaz, sadece morbidite riski yaratır. Standart tedavi yüksek doz metotreksat bazlı kemoterapi (en az 3-4 g/m2, bazı protokollerde 8 g/m2) + rituximab kombinasyonudur. Metotreksat kan-beyin bariyerini geçebilen ve CNS lenfomasına en etkili ilaçtır. Her kürden önce ve sonra yoğun hidrasyon (2-3 litre IV sıvı) + lökoverine kurtarma tedavisi (24-72 saat sonra) yapılır (böbrek toksisitesini önlemek için, idrar pH>7 tutulmalı). Tedavi protokolleri: 1) İndüksiyon kemoterapi (4-8 kür, 2-3 haftada bir) - yüksek doz metotreksat + rituximab ± yüksek doz sitarabin (Ara-C), ± tiyotepa (BBB geçer), ± temozolomid, ± vinkristin. Modern protokoller: MATRix (metotreksat-sitarabin-tiyotepa-rituximab), R-MPV (rituximab-metotreksat-prokarbazin-vinkristin). Tam yanıt oranı yüzde 70-80. 2) Konsolidasyon tedavisi (yanıt alındıktan sonra) - genç hastalarda (<65-70 yaş, iyi performans) otolog kök hücre nakli (ASCT) tercih edilir: Yüksek doz kemoterapi (tiyotepa-busulfan-siklofosfamid miyoablatif rejim) plus kök hücre kurtarma, 5 yıllık sağkalım yüzde 60-70'e çıkar ancak prosedür risklidir (mortalite yüzde 2-3, enfeksiyon riski yüksek). Yaşlı veya komorbid hastalarda düşük doz tüm beyin radyoterapisi (WBRT 23.4-30 Gy, konvansiyonel 36 Gy daha az kullanılıyor) veya sadece kemoterapi idame tedavisi uygulanır. WBRT nörotoksisite riski yüksek (gecikmeli radyasyon lökoenselofalopatisi - demans, yürüme bozukluğu, inkontinans 6-24 ay sonra yüzde 20-30), bu nedenle genç hastalarda kaçınılır. 3) İntratekal kemoterapi (Ommaya rezervuarı ile) - leptomeningeal tutulum veya BOS pozitif sitolojide metotreksat (12 mg 2x/hafta) veya sitarabin (30-50 mg 2x/hafta) uygulanır. Leptomeningeal tutulum prognozu kötüleştirir. Modern rejimlerde genel tam yanıt oranı yüzde 70-80, medyan sağkalım 3-5 yıl (ASCT konsolidasyonu ile daha uzun), 5 yıllık sağkalım yüzde 30-40. Genç hastalarda ASCT konsolidasyonu ile 5 yıllık sağkalım yüzde 60-70'e çıkar. Nüks durumunda re-indüksiyon kemoterapi (metotreksat tekrarı veya alternatif ilaçlar - pemetreksed), kurtarma radyoterapisi (daha önce WBRT almamışsa), BTK inhibitörleri (ibrutinib 560 mg/gün veya zanubrutinib 160 mg 2x/gün - FDA onaylı, oral, yanıt oranı yüzde 40-50), lenalidomid + rituximab kombinasyonu kullanılır. AIDS ilişkili PCNSL'de antiretroviral tedavi (ART) mutlaka başlanmalı + standart metotreksat bazlı kemoterapi (doz ayarlaması gerekebilir), CD4 >200 hedeflenir, modern ART çağında prognoz çok iyileşmiştir (medyan sağkalım 2-3 yıl). Göz tutulumunda (vitröretinal lenfoma) intraoküler metotreksat enjeksiyonları (0.4 mg intravitreal, haftada 2-3 kez) veya lokal eksternal beam radyoterapi (30-36 Gy) gerekebilir. Destek tedaviler: Steroidler (deksametazon 4-16 mg/gün) beyin ödemini azaltır ancak tanı öncesi ASLA KULLANILMAMALIDIR (steroid eritmesi), antiepileptik ilaçlar (levetirasetam) nöbet kontrolü için, profilaktik antibiyotikler (trimetoprim-sülfametoksazol) pnömosistis jirovecii profilaksisi için tüm hastalarda (metotreksat immünsupresyon yapar), antifungal profilaksi yüksek riskli hastalarda, G-CSF (filgrastim) kemik iliği baskılanmasında.

Stereotaktik Biyopsi (Tanı İçin - Rezeksiyon DEĞİL)
Yüksek Doz Metotreksat Bazlı Kemoterapi (≥3 g/m2) + Rituximab
Yüksek Doz Sitarabin Konsolidasyonu
Otolog Kök Hücre Nakli (ASCT) - Genç Hastalarda Konsolidasyon
Tüm Beyin Radyoterapisi (WBRT) - Yaşlı Hastalarda Konsolidasyon (30-36 Gy)
Kurtarma Tedavileri (İbrutinib, Zanubrutinib, Lenalidomid, Pemetreksed)

Primer CNS Lenfoma Hakkında Sık Sorulan Sorular

Q1.Primer CNS lenfoması nedir? Diğer beyin tümörlerinden farkı nedir?
Primer CNS lenfoması (PCNSL), beyin, omurilik veya gözlerde ortaya çıkan ve diğer organlardan beyne yayılmayan nadir bir lenfoma türüdür. Diğer beyin tümörlerinden en önemli farkı kemoterapiye son derece duyarlı olmasıdır - bu nedenle cerrahi rezeksiyon YAPILMAZ, sadece tanı için biyopsi alınır. Tüm primer beyin tümörlerinin yüzde 3-4'ünü oluşturur. En sık immün sistemi baskılanmış hastalarda (AIDS, organ nakli) ve 60-65 yaş üstü sağlıklı bireylerde görülür. Modern tedavilerle medyan sağkalım 3-5 yıl, bazı hastalarda tam iyileşme mümkündür.
Q2.Primer CNS lenfoması hangi hastalarda daha sık görülür? Risk faktörleri nelerdir?
PCNSL iki ana hasta grubunda görülür: 1) İmmün sistemi baskılanmış hastalar - AIDS (CD4 <50), solid organ nakli, immünosupresif ilaç kullananlar (metotreksat, azatiyoprin), konjenital immün yetmezlikler. Bu grupta daha genç yaşta ve daha agresif seyir görülür. 2) İmmün sistemi normal yaşlı bireyler (ortalama 60-65 yaş) - en sık grup, erkeklerde hafif daha fazla. Epstein-Barr virüsü (EBV) enfeksiyonu immün yetmezlikli hastalarda risk faktörüdür. Genetik yatkınlık veya ailesel risk net olarak gösterilememiştir.
Q3.Primer CNS lenfoması tanısı nasıl konur? Hangi testler gereklidir?
Tanı süreci: 1) Kontrastlı beyin MR - periventriküler, bazal gangliyonlar, korpus kallozumda homojen kontrast tutan lezyon tipiktir, 2) Steroid kullanımından ÖNCE stereotaktik veya açık biyopsi - kesin tanı için şart (steroidler tümörü eritir ve yanlış negatif sonuç verir), 3) Göz muayenesi - yarık lamba ile vitröretinal tutulum araştırılır (yüzde 10-20 olguda), 4) Lomber ponksiyon - BOS sitolojisi, protein, glukoz, flow sitometri, 5) PET-BT tüm vücut taraması - sistemik lenfoma dışlanmalı, 6) HIV testi - mutlaka yapılmalı. Patolojide diffüz büyük B-hücreli lenfoma (CD20+, CD79a+) en sık görülen tiptir.
Q4.Primer CNS lenfoması tedavisinde cerrahi yapılır mı? Neden sadece biyopsi alınır?
HAYIR, PCNSL'de cerrahi rezeksiyon YAPILMAZ - sadece tanısal biyopsi alınır. Bunun 3 ana nedeni var: 1) Tümör kemoterapiye son derece duyarlıdır (kemosensitif) - metotreksat bazlı kemoterapi ile yüzde 70-80 tam yanıt alınır, 2) Tümör genellikle beyin derin bölgelerinde (bazal gangliyonlar, talamus) ve sıklıkla multipl odaklar şeklindedir - cerrahi rezeksiyon teknik olarak zor ve risklidir, 3) Çalışmalar göstermiştir ki cerrahi rezeksiyon sağkalıma katkı sağlamaz. Stereotaktik biyopsi küçük bir delikten ince iğne ile doku almak yeterlidir. Tanı konulduktan sonra direkt kemoterapi başlanır.
Q5.Yüksek doz metotreksat tedavisi nasıl uygulanır? Yan etkileri nelerdir?
Metotreksat, kan-beyin bariyerini geçebilen ve PCNSL'ye en etkili ilaçtır. Yüksek doz (en az 3-4 g/m2, bazı protokollerde 8 g/m2) intravenöz olarak 4-6 saatte verilir. Her kürden önce ve sonra yoğun hidrasyon + lökoverine kurtarma tedavisi yapılır (böbrek toksisitesini önlemek için). Genellikle 4-8 kür verilir (2-3 haftada bir). Rituximab (anti-CD20) ile kombine edilir. Yan etkileri: Böbrek toksisitesi (en ciddi, böbrek fonksiyonları yakın takip edilmeli), mukozit (ağız içi yaralar), kemik iliği baskılanması (enfeksiyon riski), karaciğer yükselmeleri, nadir olarak lökoenselofalopatisi (beyaz cevher hasarı). Genç hastalarda tolere edilebilirlik iyidir, yaşlılarda doz azaltımı gerekebilir.
Q6.Otolog kök hücre nakli (ASCT) nedir? Hangi PCNSL hastalarına önerilir?
ASCT, yüksek doz kemoterapi sonrası konsolidasyon tedavisi olarak genç hastalarda (genellikle <65-70 yaş) kullanılır. Süreç: 1) İndüksiyon kemoterapi ile tümör tam veya kısmi yanıt alınır, 2) Hastanın kendi kök hücreleri toplanır (lökeferez), 3) Miyoablatif doz kemoterapi verilir (tiyotepa, busulfan, siklofosfamid - çok yüksek doz), 4) Kök hücreler geri verilir (nakil). ASCT ile 5 yıllık sağkalım yüzde 60-70'e çıkar (sadece kemoterapi ile yüzde 40-50). Ancak prosedür risklidir - enfeksiyon, kanama, organ toksisitesi, mortalite riski yüzde 2-3. Yaşlı veya komorbid hastalara uygun değildir. Bu hastalarda konsolidasyon için düşük doz radyoterapi tercih edilir.
Q7.Tüm beyin radyoterapisi (WBRT) PCNSL tedavisinde kullanılır mı? Yan etkileri nelerdir?
Evet, WBRT konsolidasyon tedavisi olarak kullanılabilir, özellikle yaşlı hastalarda (ASCT yapılamayanlarda). Ancak günümüzde kullanımı azalmıştır çünkü gecikmeli nörotoksisite riski yüksektir. 30-36 Gy total doz (günde 1.8-2 Gy, 15-20 fraksiyon) uygulanır. Yan etkileri: Akut dönemde - yorgunluk, baş ağrısı, saç dökülmesi, kulak çınlaması. Gecikmeli yan etkiler (6-24 ay sonra) - kognitif bozulma, demans, yürüme bozukluğu, üriner inkontinans (radyasyon lökoenselofalopatisi). Bu nedenle modern protokollerde genç hastalarda WBRT yerine ASCT tercih edilir. WBRT sadece nüks tedavisinde veya ASCT yapılamayan yaşlı hastalarda düşük doz (23.4 Gy) olarak kullanılır.
Q8.PCNSL nüks eder mi? Nüks durumunda tedavi seçenekleri nelerdir?
Maalesef PCNSL'de nüks riski yüksektir - hastaların yaklaşık yüzde 50'sinde 2-3 yıl içinde nüks görülür. Nüks tedavisi hastanın genel durumuna, önceki tedaviye ve nüks zamanına bağlıdır. Seçenekler: 1) Re-indüksiyon kemoterapi - metotreksat bazlı protokol tekrarı veya alternatif ilaçlar (pemetreksed, sitarabin), 2) Hedefe yönelik tedaviler - İbrutinib veya Zanubrutinib (BTK inhibitörleri) - FDA onaylı, oral, iyi tolere edilir, yanıt oranı yüzde 40-50, 3) Lenalidomid + rituximab kombinasyonu, 4) Kurtarma radyoterapisi (daha önce WBRT almamışsa), 5) Klinik araştırma tedavileri - CAR-T hücre tedavisi, immün checkpoint inhibitörleri araştırılıyor. Nüks PCNSL prognozu kötüdür ancak yeni hedefe yönelik tedavilerle umut verici sonuçlar alınıyor.
Q9.AIDS ilişkili PCNSL farklı mıdır? Tedavisi nasıl yapılır?
Evet, AIDS ilişkili PCNSL (CD4 <50) farklı özelliklere sahiptir: Daha genç yaşta görülür, daha agresif seyir, sıklıkla multipl lezyonlar, EBV ilişkili (immün sistemi normal PCNSL'de EBV nadir). Tedavi: 1) Antiretroviral tedavi (ART) mutlaka başlanmalı - immün sistemi güçlendirerek tedavi yanıtını artırır, 2) Kemoterapi - standart metotreksat bazlı protokoller ancak doz ayarlaması gerekebilir (enfeksiyon riski yüksek), 3) Profilaktik antibiyotikler - opportunistik enfeksiyonları önlemek için (PCP, toksoplazmoz). Modern ART çağında AIDS ilişkili PCNSL prognozu çok iyileşmiştir - medyan sağkalım 2-3 yıl, bazı hastalarda uzun dönem remisyon mümkündür. CD4 sayısını >200 seviyesine çıkarmak tedavi yanıtını artırır.
Q10.PCNSL tedavisi sırasında hangi destek tedaviler gereklidir? Yan etkiler nasıl yönetilir?
Destek tedaviler: 1) Steroidler (deksametazon 4-16 mg/gün) - beyin ödemini azaltır, ancak tanı öncesi KULLANILMAMALI (lenfoma dokusunu eritir), 2) Antiepileptik ilaçlar - nöbet geçiren hastalarda (levetirasetam tercih edilir, fenitoinin metotreksat ile etkileşimi var), 3) Proton pompa inhibitörü - metotreksat gastrit yapabilir, 4) Antifungal profilaksi - yüksek doz kemoterapi alan hastalarda, 5) Pnömosistis jirovecii profilaksisi (trimetoprim-sülfametoksazol) - metotreksat alan tüm hastalarda, 6) G-CSF (filgrastim) - kemik iliği baskılanmasında, 7) Lökoverine kurtarma - her metotreksat kürü sonrası (böbrek toksisitesini önler), 8) Yoğun hidrasyon - metotreksat infüzyonu öncesi ve sonrası (böbrek koruma). Kan sayımı, böbrek ve karaciğer fonksiyonları yakın takip edilmelidir. Enfeksiyon belirtilerinde (ateş) acil değerlendirme gerekir.
Detaylı rehber yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaşın

Bilgilendirici içeriği sevdiklerinizle paylaşın

Başka Bir Hastalık mı Arıyorsunuz?

134 nöroşirürji hastalığı içinde arama yapın

Popüler aramalar:

Diğer Hastalıklara Göz Atın

Popüler aramalar:

Doç. Dr. Özgür AKŞAN

Beyin ve Sinir Cerrahisi

Detaylı bilgi ve kişiye özel tedavi planı için randevu alın.

Randevu Al

MR Görüntülerinizi Gönderin

EmarYolla.com ile ücretsiz ön değerlendirme alın.

MR Yolla →

Hizmetlerimiz

Kapsamlı Nöroşirürji Hizmetleri - A·B·C·H

Hangi alanda yardıma ihtiyacınız var?

Primer CNS Lenfoma (ICD-10: C83.390) Tedavisi | Doç. Dr. Özgür AKŞAN